Yaşar Adıyaman
  30-07-2019 11:33:00

Başarısızlık okulunu bitirmeden başarılı olamayız...

Dün bir kurumda dostlarla çay içerken kurumda çalışan bir memur yanıma geldi.

"Şair olduğunuzu şimdi öğrendim. Geçen yıl bir yarışmaya kızım katılmak istedi. Bende bir siir yazdım ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi kızıma verdim kızım bu şiir ile il birincisi oldu. Çok gurur duydum, çok mutlu oldum. Benim kızım da şair olacak inşallah " dedi.

 

Böyle bir durumda çaresiz kaldım. Çok üzüldüm. Ama yapacak birşey yok ilkokul üçüncü sınıfta okuyan bir öğrenci beynine sahip kocaman bir adam çocuğuna aslında farkında olmadan hırsızlık ile başkalarının sırtında geçinmeyi öğretmen bir baba, ve olası bir başarı takviyesinde kızının da şair yazar olabileceğini düşünüyor. Gerçekten bir facianın eşiğindeyiz. Eğitim ayaklar altında değerler ayaklar altında, başarısızlık kaçınılmaz bir halde ve biz hala övünüyoruz. Oysa ki kendimizi dövüyoruz farkında değiliz.

 

Bırakın herkes kendi işini yapsın. Bırakın başarısız olsun. Başarısızlık mutlak başarıyı getirecektir. Başkasının yanında çocuğunuzu övmekle, evde ise başka çocuklarla kıyaslayarak azarlamakla çocuğunuzun başarılı olmasını bekleyemezsiniz. Bu durum başarıdan ziyade ileriki dönemlerde çocuğun ruh sağlığını bozmakla birlikte, madde iltica edecek şekilde başta sigara daha sonra uyuşturucu içen ortamlarda kendini bulmaya çalışırken kaybolup gidecektir. Yapmayın bırakın bu gün başarısız olsun. Yarın kendi ayakları üzerinde dursun. O zaman kaybetmeden topluma bir birey kazandırmış oluruz. Hayat sadece bizden ibaret olmadığı gibi, duyusal bir çevreden de ibaret değildir. 


Sanal ortamlar da görsel anlamda birçok etkileşim ve iletişim içinde gıpta ile baktığımız bir çok olgu olduğunu biliyorum. Hayat bu ortamlardan da ibaret değildir. Bizler, sizler ve onlar yani toplumu oluşturan bireyler; imkanlarımız dahilinde ve elimizdeki argümanlarla kendimizi kendi zaman ve mekânmızla kendimizle kıyaslayarak ancak ve ancak güzel işler yapabiliriz, ve başarılı olabiliriz. Başarı gelmeden önce başarısızlık okulunu bitirmeliyiz.

 

Silikon Vadisi’nin resmi olmayan bir sloganı vardır: “Başarısız ol.” Örneğin Facebook’un ofisinde üzerinde “Çabuk Başarısız Ol” yazan posterler bulunur. Çalışanlar daha “sık” başarısız olmaları için adeta teşvik edilir. Hatta “FailCon”isminde dünya çapında düzenlenen bir konferans bile vardır.

 

"Peki ama neden?"

Onca parlak fikrin ve zekanın bir arada bulunduğu bir ortamda başarısızlık, başarıya giden yolda bir adım olarak görülürken, bizler genelde başarısız olarak anılmaktan rahatsızlık duyabilmekteyiz özel ve çalışma hayatımızda. Üstelik kendimizin başarısız olmaya tahammülümüz olmadığı gibi, başarısız olma korkusunu bizden sonra gelen nesillere de itina ile aktarmaktayız.

Oysa ki bu başarısızlıktan kaçınma tutumu çocuklarımızın kendileri hakkında bir içgörüye sahip olmalarını engellerken öte yandan başkalarına karşı empati geliştirmelerini de önlebilmektedir.

 

Çocukları koruma içgüdüsü ile başarısız olmalarını engellemeye çalışmak kabul edilebilir bir fikir olsa da, helikopter aile olarak tanımlanan yani çocuklarının etrafında pervane olan ailelerin bu koruma görevinde çok ileriye gittiği de kabul edilmelidir. Bu iyi niyetli anne-babalar ayakkabı bağcığı bağlamaktan, ev ödevi yapmaya kadar uzanan zor ya da sinir bozucu olabilecek işleri genellikle çocuklarının yerine üstlenmektedir.

 

Günümüzde pek çok takım sporunda rekabet olabildiğince arka planda bırakılmakta ve bunun yerine sporculara yarıştıkları için değil katıldıkları için madalyalar verilmektedir. Oysa biz öylesine yapay ölçümler oluşturuyoruz ki çocuklar evde oynadıkları basit oyunlarda bile kaybetmekten korkuyor. Bir bakıma onları duygusal olarak pamuklara sarıyoruz.

 

Ve sonuç olarak, çocuklar kişisel gelişimleri için gerekli olan fırsatları kaçırıyorlar.

Çocukların ne düşündüklerini açıkça söyleyebilmeleri, sağlıklı riskler almaları ve hedeflerinin peşinde koşmaları gibi önemli hayat dersleri, başarısızlıktan kaçınma eğilimi ile yok olmaktadır. Çocuklar aynı zamanda kendilerini affedebilme yetisini kaybetmekte ve diğerlerine karşı bağışlayıcılıklarını, duyarlılıklarını ve sempatilerini göstermekte zorlanmaktadır. Örneğin, ödevlerini kendisinin yerine yapan ebeveynlere sahip bir çocuk ödevini yapamayan bir sınıf arkadaşını rahatlıkla yargılayabilmektedir.

 

Pamuklara sarmalanan çocuklar şüphesiz ki büyüdükçe evsiz, işsiz ve ruh sağlığı yerinde olmayan insanlarla karşılaşacaklardır. Yanıltıcı bir varsayım olarak herkesin etrafında kendilerinde olduğu gibi kurtarıcı bir takımın olduğu düşüncesi ile gelişen beyinler için, başarısız olarak tabir edilen kişileri ve bunun altındaki nedenleri anlamak kolay olmayacaktır.

 

Irk ve cinsiyet ayrımcılığı yapmak toplumda genelde hoş görülmese de, şartlar gereği başarısız olmuş birini suçlamak kültürel olarak hala uygun görülmektedir günümüzde.

 

Çocuklarımızın –onlar hala beta evresindeyken, zorlukların üstesinden gelmek için gereken güce sahiplerken– başarısız olmalarına izin verelim. Bir matematik problemi ile uğraşmalarına ve çözememelerine izin verelim. Yardımcı oyuncu olmalarının daha olası olduğunu bilsek bile başrol için seçmelere girmelerine izin verelim. Öz-bakım güçlerini ve empatilerini artıracak hatalar yapmalarına izin verelim.

 

Öyle ise çocuklarımıza çevremize ve kendimize başarısızlık kuralını aşılamalıyız. 
Toplum da bu gün başımızda yönetici olupta başarılı olanlar daha önce defalarca başarısız olmuş kişilerdir. Ya da bu başarısızlığı bir şekilde öğrenmiş öğrenmiş kişilerdir.

 

Hepimiz daha sık başarısız olursak daha merhametli bir toplum oluşturabiliriz.

 

27.07.2019 - Yaşar Adıyaman/ Açık Kaynaklardan Alıntılar

  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI