Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Kenan Gül'den Abdullah İmamoğlu İle Gündem Yaratacak Röportaj

Gazeteci Kenan Gül’ün sorularını yanıtlayan Abdullah İmamoğlu, toplumsal enkaz ve hilafet düşüncesine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Van Haber vandahaber Okuma Süresi: 5 dk
Kenan Gül'den Abdullah İmamoğlu İle Gündem Yaratacak Röportaj
Paylaş:
N

Toplumsal Enkazdan Hilafet Düşüncesine Ümmetin Yolu Nereden Geçiyor?

Gazeteci Kenan Gül, Van ziyaretinde bulunan Hizb-ut Tahrir Türkiye medya bürosu ve önde gelen isimlerinden Abdullah İmamoğlu ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdi. Günümüz toplumunun derin kültürel ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Gül, yeni neslin tüketim odaklı alışkanlıkları ve hilafet çağrısının gerçekçiliği üzerine kritik sorular yöneltti.

Gazeteci Kenan Gül’ün Abdullah İmamoğlu İle Özel Röportajı

Kenan Gül: Abdullah hocam, öncelikle tekrardan şehrimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Benim uzun zamandır aklımdan geçen, Hizb-ut Tahrir’in dünya genelindeki yapılanmasıyla alakalı aklıma gelen birkaç soru işareti vardı. Bunları birebir sizden dinlemek istiyorum.

Öncelikle, kendinizin de belirttiği gibi bugün toplumun derin bir kültürel ve ekonomik enkaz altında olduğunu ve çözümün hilafete dayalı köklü bir düzen değişikliğinde yattığını savunuyorsunuz. Ancak günümüzün dijitalleşmiş, rahatına düşkün ve tüketim odaklı yaşam alışkanlıklarına kapılmış yeni neslinin bu değişimin getireceği uzun süreli yoksulluklara veya dışlanmalara dayanabilmesi ne ölçüde gerçekçidir?

Nitekim 40 yıllık bir savaşın ardından kendi ideal düzenini kuran Afganistan’daki İslam Emirliği örneğinde bile sıkıntıların devam etmesi ve gençlerin ülkeyi terk etme yolları araması, halkın rızası ve günümüz insanının ruh hali açısından düşündürücü değil midir?

Dahası Suriye’de yaşanan büyük bedellere rağmen sürecin dönüp dolaşıp hilafete dayalı bir yapıya değil, dünya düzeninin ve uluslararası dengelerin kabul edebileceği bir düzene dönüştüğü gerçeği ortadadır.

Bütün bunlara ek olarak Türkiye’nin durumu,Doğu ve Güneydoğu illerinde sol görüşlü partilerin gençler üzerindeki güçlü etkisi ve bunu sandığa yansıtan net tablosu ile Batı’da mevcut düzeni benimsemiş yerleşik dindar kesimin varlığı göz önüne alındığında,bu kadar farklı ve birbirine zıt insanları barındıran bir toplum içinde hilafeti bütün bu kesimlere rağmen nasıl ve hangi somut proje ile gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz? Bu insanları nasıl ikna edeceksiniz?

 

Abdullah İmamoğlu: “ Bismillahirrahmanirrahim. Her şeyden önce Hizb-ut Tahrir, yeryüzünde Allah Subhanehu ve Teala’nın dininin kâmil manada yaşanması, tatbik edilebilmesi; keza Müslümanların yeraltı ve yerüstü kaynaklarının, zenginliklerinin yine Müslümanların kontrolünde olması ve İslam ümmetinin bölünmüş, parçalanmış durumdan tekrar tek bir sancak altında toplanabilmesini hedefleyen ve İslam’ın kendine has yönetim nizamı olan hilafetin ikamesini kendisine gaye edinmiş siyasi bir parti olarak varlığını sürdürmektedir.

Sorduğunuz sorular son derece yerinde sorular. Şöyle bakmak lazım: Bu toplum, bir asırdan fazla bir zamandır İslam’ın dışında, kaynağı Allah’a dayanmayan kanunlar ve yasalar çerçevesinde yönetiliyor. Tüm dünya ve özellikle Türkiye coğrafyası, İslam’ın hayata müdahale etme hakkının tanınmadığı bir yönetim nizamı altında. Buna rağmen bu sistemler, bu ümmetin bağrından imanı ve iman esaslarını silip atma konusunda muvaffak olamadılar. Ameller itibarıyla dünyevileşme veya Batı’ya olan düşkünlük görülse de, kalplerindeki İslam sevgisini söküp atamadılar.

Sorunuza esas izah şudur.Gençlerimizin deist veya ateist olması ya da Batı modernizmine meyletmesi sadece okudukları kitapların neticesi değildir. Genç, hayatında üniversite, sokak, aile gibi birçok alanda sorunlarla karşılaşıyor ve çözüm arıyor. Mevcut yasalar çözemiyor. gençlere kontör yüklemekle sorun çözülmüyor. Genç "Ben bir dine inanıyorum" diyor ama inandığı dinin hayatındaki sorunları çözen bir yapıda olduğunu göremiyor. Çünkü laik ve seküler bir devletle idare ediliyoruz. Din hayata müdahale edemeyince genç, müşküllerini çözen bir İslam’la karşılaşmıyor ve "Benim hayatımdaki sorunları çözmüyorsa ben bu dini terk ederim" noktasına gelebiliyor.

Ancak Hilafet devleti İslam’ı tatbik ettiğinde, "İnsanlar fevç fevç Allah’ın dinine girerler" ayetindeki tablo ortaya çıkacaktır. Buna Doğu bölgesinde katıldığım bir toplantıdan örnek vereyim.

Sunumumdan etkilenen bir genç kalkıp şu soruyu sordu:

"Hocam, yarın bu hilafet bu topraklara hakim olduğunda, tatbik edeceği İslam benim fatura problemimi, elektrik müşkilimi çözecek mi?" Kendisi ticaretle uğraşıyor ve yüklü elektrik faturası ödüyormuş.

​Ona Efendimiz’in (s.a.v.) "İnsanlar üç şeyde ortaktır: Su, mera ve ateş" hadisini okudum. Alimlerimiz elektriği, doğalgazı, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini bu kapsamda değerlendirir. İslam’da mülkiyet; kamu mülkiyeti, devlet mülkiyeti ve ferdi mülkiyet olarak üçe ayrılır. Kamu mülkiyeti halka aittir. Ona dedik ki:

​"Hilafet ikame edildiğinde senden elektrik için bir bedel satış alınması caiz değildir, ancak hizmet bedeli alınabilir."

​Genç bunu duyunca "Hocam senin hilafet davasının en başına beni yaz" dedi.

​Dolayısıyla idealini kurduğumuz ve Allah’ın vaadi olduğuna inandığımız Hilafet, insanların fıtratına mutabakat sağlayan, kalbi mutmain kılan bir hayat nizamını tatbik edecektir.

​Kenan Gül:

​Hocam, ikinci bir sorum olacak. Mısır örneğine baktığımızda İhvan-ı Müslimin hareketinin onlarca yıllık mücadelenin ardından siyasal güç haline gelmesi ve ardından seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin trajik bir şekilde şehit edilmesi sürecini yaşadık. Bugün Mursi’yi deviren yapıya yakın totaliter rejimler dururken ve ciddi taraftarları varken; silahsız yöntemi benimseyen Hizb-ut Tahrir bu kitleleri nasıl bir araya getirecek?

​Seçilmiş bir liderin dahi cemaatiyle birlikte cezaevlerine tıkıldığı bir dünyada Müslümanları küresel ölçekte birleştirmek nasıl mümkün olacak? Türkiye özelinde ise onlarca vakıf, dernek, cemaat varken ve bunlar kendi aralarında bile bir araya gelemiyorken; dünya genelinde parçalanmış Müslümanları ortak bir iradede nasıl kenetleyeceksiniz? Bu baskı ortamında nasıl bir strateji öngörüyorsunuz?

​Abdullah İmamoğlu:

​Bu da çok kapsamlı bir konu. İslam ümmetinin bugün birleşemediğini ve 50 küsur parçaya bölündüğünü konuşurken, öncelikle birleşmenin önündeki engelleri tespit etmemiz gerekir.

​Müslümanlar birleşmek istediğini tarih boyunca ispat etmiştir; bunun en canlı örneği Gazze’dir. Gazze’de katliam olduğunda Müslümanlar Sykes-Picot ile çizilmiş suni sınırları yüreklerinde yok sayarak Gazze’deki kardeşlerine yardım etme derdine düştüler. Ancak sorun Müslümanların birleşme isteğinde değil, ulus devlet anlayışında, ulusal sınırlarda ve bunların bekçiliğini yapan yöneticilerdedir. Gazze’ için birleşemeyen yöneticiler, ABD doğrultusunda kurulan Mekke İttifakı’nın bir parçası olmaktan geri kalmadılar.

​Mısır, Libya ve Tunus örneklerine gelince... Müslümanlara şu bakış açısını vermediğimiz sürece daha nice şehitler veririz: Müslümanlar artık siyasi bilince sahip olmalı ve iktidara şahısları veya grupları değil, İslam’ın kendisini taşımaları gerektiğini kavramalıdır. Türkiye’de de 80’li yıllardan bu yana nice camialar gördük. Müslümanlar tek başlarına iktidar oldukları halde İslam’dan bu kadar uzaklaşmamışlardı. Neden? Çünkü biz İslam’ı değil, Müslümanları iktidara taşıdık.

Abdullah İmamoğlu: “ Azerbaycan’daki başörtüsü yasağı ve Müslümanlara yönelik baskıların siyasi bir arka planı var. Azerbaycan, Türkiye’den bir kopuş yaşamak; "Ben müstakilim, sizden bağımsızım" mesajı vermek istiyor. Bunu da arkasına aldığı ABD ve İsrail’in cesaretiyle yapıyor.

28 Şubat zihniyetini eleştirip başörtüsü üzerinden prim kazanan Türkiye’deki iktidar ise bu konuda samimiyet sınavını veremedi. "Kardeş ülke" dedikleri Azerbaycan’da başörtüsü mağduriyeti yaşanırken tepki koyamadılar; 28 Şubat zihniyetinin aynısı bugün Azerbaycan’da uygulanıyor.

Kenan Gül: ” Çok teşekkür ederim hocam. Zaman ayırdınız, yüreğinize ve emeğinize sağlık. Allah razı olsun.”

Abdullah İmamoğlu: “ Ben teşekkür ederim Kenan bey, Allah sizden de razı olsun.”

HABER BİLGİSİ
Kaynak: HABER MERKEZİ Muhabir: VANDAHABER
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Kapadokya’daki faciada acı detay! Hayatını kaybedenlerim kimlikleri belli oldu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Kapadokya’daki faciada acı detay! Hayatını kaybedenlerim kimlikleri belli oldu
Büyütülmüş görsel