Bugun...

Kızılay’da can çekişen çocuk üşüyor “Kalem elden düşüyor...”

 Tarih: 15-03-2016 10:30:00
Vahdettin İnce

            Taze bir köşe yazarı olarak köşe yazarlığının zorluklarını da yavaş yavaş öğreniyorum. Mesela kelimelerin tükenmesi gibi bir olayla karşılaşabilirsin hiç ummadığın bir anda. Ankara’da patlayan bomba böyle bir etki bıraktı. Şairin “Kalem elden düşüyor” dediğine benzer bir durum.

“Ağır bir imtihan”.

 

 

Ankara’nın merkezinde bomba patlamış. Ölenler var, yaralılar var. Can pazarı. Ve sen bilgisayarın başına oturup bütün bunları anlamlı bir analize tabi tutmak zorundasın. Herkes gibi üzülmen, hayıflanman, gözyaşı dökmen, bir yangın yerine dönmen yetmiyor. Hatta bunları aşman gerekiyor. Yazman, kayda geçirmen, metanetli yorumlar yapman lazım. Ama işte, bütün kelimeler beyninde donmuş adeta “lambada titreyen alevin üşümesi” kadar soğuk atmosfer.

 

***

Şairler büyük adamlar. Böyle durumlar için her zaman “heybelerinde hayat kurtaran” sözcükler vardır. “Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya!” diyorsun. Rahatlıyorsun. Kabulleniyorsun. Soğukkanlılık iklimine geçiyorsun. Şuur’dan gelir isimleri şairlerin. Algıları açık, metafizik alemle irtibatlı anlamında. Göklerin felaket yüklü bulutlarını ilk onlar fark ederler çünkü. Onlarınkisi sezgi.

 

Ama şairlerin de önemli bir eksiği var. Mesela ne yapmamız gerektiğini söylemezler. Onların da önünü kesen bir “katil duvar” var. “Yeşil sarıklı ulu hocalar”a dert yanarlar “bunu bize söylemediniz” diye.

 

***

İyi ki peygamberler var.

Gelmekte olan felaketi söyledikleri gibi ne yapılması gerektiğini de söylerler. Adı üstünde peygamber. Haber getiren.

 

Çocukken rahmetli amcamdan dinlemiştim bir peygamber menkıbesini. Hz. Musa yaz günü kavminin arasında lekan (Kürtçe kar ayakkabısı. Türkçesini bulamadım) ile dolaşırmış. Soranlara: gökte nice kar yüklü bulutlar gördüm. Bir gün mutlaka yağarlar diye böyle tedbirli dolaşıyorum, dermiş.

 

Burası Ortadoğu. Bir coğrafyadan çok bir sistemin adı. Bu sistem kurulduğu günden beri ölümden başka bir şey getirmemiştir bu sistemin içinde yaşamak durumunda bırakılmış halklara.

 

Mesela koskoca bir Arap milleti sinsi ve sistematik bir kıyıma tabi tutulmuştur. İçin için ölüyorlar. Bütün dünyanın soykırımlarını toplasanız, Arapların Ortadoğululaştıktan sonra zaman içinde uğradıkları kıyımların, verdikleri kayıpların kıyısına yaklaşamazsınız. Ölüyorlar, ölüyorlar, hep ölüyorlar. “Çırpınıyorlar, yırtınıyorlar yokuşu sökmek için”, önlerine bir deniz ya da bir katil sınır çıkıyor, gene ölüyorlar. Önlerinde aşılmaz bir “akabe.” Ölenleri göğe ağıp ölüm olarak yere yağıyorlar.

 

Kürtler... Büyüklerimiz “dünyanın bütün felaketlerinin onda dokuzu bizim payımıza düşmüş” derlerdi. Ölüm sınırlarının biçtiği topraklarında “kaçak” bir hayat yaşıyorlar. Ölüm yüklü bulutlardan kaçıyorlar gene de “Kaza oklarına hedef” olmaktan kurtulamıyorlar. Şimdi de kurtarıcıları ocaklarına melun bir ölümü tuzaklamakla meşgul.

 

Türkler… İslam’ın bu yiğit evlatları Ortadoğu sisteminde diz üstü çökertilmişler, sistemin mahkumu halkların umutlarını kırmak istercesine. Kırılmıyorlar ama kanırtılmaktan da kurtulamıyorlar. Yüz üstü sürünmüyorlar, ama dimdik doğrulmalarına da izin verilmiyor.

 

Dimdik doğrulmanın ilk adımı, Ortadoğu sistemine vekalet eden seksen senelik rejimin tahrip ettiği kardeşliği onarmaktı. İç barışı sağlamaktı. Yani Kürt-Türk ittifakını başarmaktı. Bu gerçekleşseydi, Ortadoğu sistemi tarihin çöplüğüne atılacaktı. Patlatılan bombalar bunu durdurmaya yönelik. Ankara’da vurulan, Ortadoğu zindanının mahkumlarının umududur.

 

Sistem hala güçlü ve hala can evimize ölüm yağdıracak kudrete sahip.

 

***

İyi ki peygamberler var. “Şu dağın arkasında düşman ordusu var. Size saldırmak üzereler” demişler .

 

Ortadoğu sistemini değiştirecek gücün yoksa yaz günü kar ayakkabısıyla dolaşacaksın, sahici Newrozlarla umut berfinleri açana kadar. Yeşil sarıklı ulu hocalar yağmur duasına çıkana değin…

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI