Bugun...

Osmanlıda Sadaka Taşı Geleneği

 Tarih: 17-05-2018 08:02:00
Ümmiye Yılmaz Erçevik

                                  

Ramazana girdiğimiz şu günlerde belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin yardımlaşmak olduğunu söyleyebilirim. Halen birçok ülkede çocuklar tek bir öğün yemek bulabiliyorlar. Halen çalıştırılan çocukların sayısı belirlenemeyecek kadar çok. Halen evine ekmek götürmekte zorlanan muhacir kardeşlerimiz mevcut.

 

Gittiğim birçok şehrin dağ köylerindeki okullarında kütüphaneler yok. Boş rafların içerisinde kitapları eksik. Birçok çocuğun ayağında halen ayakkabı ve çorap yok. Temizlik malzemesi ve kişisel bakım ürünleri eksik. Ben bunları dile getirmek yerine yardımcı olmak taraftarı da olsam bizimde etimiz budumuz belli diyebilirim bilindik bir atasözüyle.

 

Peki, neden bu örnekleri sizlere veriyorum. Duyarsızlığımızın bir son bulması ve çevremize daha geniş bakmamız gerektiğini düşündüğüm için. Ramazan sadece oruç tutmak ve ibadet etmek ayı değildir. Aynı zamanda yardımlaşma ve hayır hasenatı gerçekleştirmek için bir fırsattır.

 

Ecdadımızın geleneklerinden olan Sadaka taşlarını da o nedenle anlatmak istedim ki belki bizim düşünce yapımıza katkı sağlar. Duyarsız insanlara dönüşmek yerine merhamet ve vicdanlı bireyler olmak ve bu şekilde nesiller yetiştirmek hepimizin görevi olmalıdır.

 

Birçoğumuzun komşumuza selam vermeye çekindiği günümüzde bizlere ders olacak yapılardır sadaka taşları. Fakirin düşünüldüğü ve korunup kollanması amaçlanan bir anlayışla kurulan bu yapılar aynı zamanda insanları hırsızlık gibi kötü davranışlardan da alıkoymayı hedeflemiştir.

 

Osmanlıda, zorda kalanın derdine yetişen gecenin bir vakti ihtiyaç sahiplerinin gereken kadar miktarı aldıkları yaklaşık iki metre boyundaki bu silindir yapılara sadaka taşı deniliyormuş. Fazlasının alınmayıp başka bir ihtiyacı olanında düşünüldüğü bu taşlardan İstanbul’da dört yerde olduğu söylenmektedir.

 

Sadakayı alanında vereninde görülmeyeceği yerlere özellikle yerleştirilen bu taşlara ihtiyacı olmayan kişiler dokunmazlarmış. Aç kalan yahut yolda kalan kişi buradan aldığı paradan sonra verene de kalben duada bulunurmuş. Böylelikle sadaka veren kişide kendi içinde böbürlenmez ve kibire düşmezmiş. Hatta bu taşlar öyle yaygınmış ki Erzurum, Konya gibi şehirlerde de olduğu belirtilmektedir.

 

Kuranı Kerimde Allahü teala;

“Sadakaları açıktan verirseniz, bu güzel bir şeydir. (Fakat) onları fakirlere gizlice verirseniz, sizin için daha hayırlı olur.” (el-Bakara, 271) buyurmuştur. Nitekim sadaka taşları da buna en güzel yapılardır. Günümüzde bu taşlardan olsa ne kadarı esasına uygun şekilde kullanılır bilinmez ama halkı hayır ve hasenata davet etmek acısından güzel bir başlangıç olabilir.

 

Gerçek ihtiyaç sahibi feryat figan el açabilen değildir. Gerçek fakir derdini kimseye anlatamayandır. Sokaklarda dilenciliği meslek haline getirmiş insanlara yapılan yardımlardansa bu tarz sadaka taşlarının yeniden adet haline getirilmesi belediyelerin bunu görev edinmesi hayırlı ve yerinde bir hizmet olacaktır.

 

Aynı zamanda bazı derneklerin çocukları bayramlarda giydirme projelerini de çok beğendiğimi belirtmek isterim. Bu mübarek ayda Rabbim hepimizin hayırlarını kabul etsin. Ecdadımızın güzel gelenek ve göreneklerine de sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatmak isterim.

    Ümmiye YILMAZ ERÇEVİK

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI