Bugun...

Eleştirmek ve Kıyaslamak İstiyorlar

 Tarih: 14-04-2016 00:59:00
Ümmiye Yılmaz Erçevik

 

Ailelerimiz sıklıkla çocuklarını başka çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslıyorlar. Bu durum çocuğu mutsuz ediyor. Böylelikle onların kendini değersiz ve önemsiz hissetmelerine sebep oluyoruz. Aynı zamanda güven duygusuna da zarar veriyoruz.

***

Çocukların yemek yemelerini, boylarını, okul başarılarını özellikle yakın arkadaşlarıyla kıyaslarsanız onlara karşı içten içe öfke duyarlar. Bazen bu yarışa girmek istemez ve daha olayın başında pes ederler. Bu da doğru giden bir şeyin bozulmasına neden olur.

***

Hata yaptıklarında arkadaşlarının veya başka insanların yanlarında onları eleştirdiğinizde ise kendilerini güçsüz hissediyorlar. Bu his onların ileriki tüm hayatlarını olumsuz etkiliyor. Çocuğunuz yanlış yaptığında özel bir zaman ayırarak düzgün bir şekilde olayı karşılıklı olarak konuşmayı denemelisiniz. Eşiniz sizinle ilgili hoşnut olmadığı şeyleri kalabalık ortamlarda sesli olarak dile getirse ne hissederdiniz? İşte böyle davrandığınızda çocuğunuz tam da bunu hissediyor. Çocuğunuzu sürekli olarak eleştirmekten, onun hatalarını, kusurlarını aramaktan ve bunu sık sık dile getirmekten vazgeçmelisiniz.

***

Eleştirilerek büyüyen çocuklar da hiç bir şeyden memnun olmama, fazla mükemmeliyetçi bir ruh halini de gözlemliyoruz. Yetişkin olduklarında sürekli dedikodu yapan ve çevrelerinin kusurlarını arayan bir insan olduğunu ve sürekli melankolik, mutsuz bir yapıda yaşamaya çalıştığını belirtmeliyim.

***

Aileler kendi davranışlarıyla çocukların olumlu ya da olumsuz gelişimine neden olurlar. Anne, baba çocuklarına ilişkilerinde sevgiyle, hoşgörüyle, saygıyla yaklaşıyorsa çocuklar, güvenli ve kendilerini ifade eden bireyler olarak yetişirler. Eleştirilen ve sürekli kıyaslanan bir yetiştirme şeklinde ise sürekli açık arayan, beğenisi olmayan, huysuz bireyler olarak yetişirler.

***

Çocuklarınız diğer çocuklar gibi çok üstün yeteneklere sahip olmayabilirler. Belki en yakın arkadaşı kadar iyi resim yapamıyordur. Bir spor aktivitesinde birinciliği de olmayabilir. Ama onlar sizin çocuklarınız ve değerlerinin farkına varabilmek de sizin görevinizdir. Konuyla ilgili benim çok sevdiğim bir hikâyeyi size anlatmak istiyorum. Umuyorum daha az eleştirmek ve daha az kıyaslamak adına bu hikâye sizlere örnek oluşturacaktır.

 

***

Üç kadın çeşme başında toplanmış konuşuyorlardı. Az ötede ihtiyarın biri oturmuş, kadınların çocuklarını methetmelerini dinliyordu.

 

Kadınlardan biri:

- Benim oğlum öyle marifetlidir ki, hiç kimse bu konuda onunla boy ölçüşemez... Tam bir cambazdır o! İp üzerinde bir yürüse de görseniz.

Diğer kadın heyecanla atılarak: -Benim oğlumun sesini bilseniz, dedi. Tıpkı bir bülbül gibi şakır. Yeryüzünde hiç kimsenin böyle bir sesi yoktur.

Üçüncü kadın susup duruyordu. Diğerleri sordular:

- Sen çocuğunu niye övmüyorsun? Nesi var ki?

-Çocuğumun çok üstün bir tarafı yok ki. Ne diye durup dururken öveyim onu.

Kadınlar kovalarını doldurup yola koyuldular. İhtiyar adam da peşleri sıra yürümeye başladı. Kadınlar ağır kovaları taşımakta güçlük çektikleri için ara sıra duruyor ve dinleniyorlardı. Sırtları ağrı içindeydi. Bu sırada çocukları onları karşılamaya çıktı.

Birinci çocuk hemen elleri üzerinde havaya kalkmış, çeşitli marifetler gösteriyordu. Kadınlar gözleri hayretten büyümüş haykırdılar:

- Aman ne kabiliyetli çocuk!

İkinci çocuk altın gibi bir sesle öyle güzel şarkılar söyledi ki, kadınlar gözleri yaşlarla dolu hayranlıkla dinlediler onu...

Üçüncü çocuk koşarak geldi, annesinin elinden kovayı aldı ve eve kadar taşıdı.

Kadınlar ihtiyara dönüp:

- Bizim çocuklarımız hakkında ne diyorsun, dediler. İhtiyar şaşkınlıkla:

- Çocuklarınız mı? Dedi.

Onları bilmem. Yalnız biri vardı, annesinin elinden kovayı alıp eve taşıdı. Onu çok beğendim.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI